siyaset etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
siyaset etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ağustos 2026 Pazar

Ümit Özdağ'dan Türkiye'nin Geleceğiyle ilgili Mesajlar-Yılmaz Parlar

 

  • Siyaset Ekonomi Turizm Bilişim Moda Sinema 
  • Otomotiv Sağlık Emlak Güncel Kültür & Sanat

  •  Ümit Özdağ'dan Türkiye'nin Geleceğiyle ilgili Mesajlar

    Zafer Partisinden Ekonomi Ağırlıklı Türkiye Gündemi

    Basın toplantısının önemli bölümünü ekonomiye ayıran Özdağ, yüksek enflasyon, hayat pahalılığı, gelir dağılımındaki bozulma, işsizlik ve yoksulluk konularında, Zafer Partisi'nin çözüm önerilerini kamuoyuyla paylaştı

    Ümit Özdağ'dan Ekonomi, Terör, Sığınmacılar ve Kıbrıs Başlıklarında Dikkat Çeken Değerlendirmeler

    Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Türkiye'nin iç ve dış politikasını yakından ilgilendiren kritik başlıklara ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulunarak, ekonomi, güvenlik, terörle mücadele, sığınmacı politikası ve Kıbrıs konusunda dikkat çeken mesajlar verdi.

    Basın toplantısında yaptığı konuşmada hem güncel gelişmeleri değerlendiren hem de partisinin çözüm önerilerini kamuoyuyla paylaşan Özdağ, Türkiye'nin geleceğine ilişkin vizyonunu ayrıntılı şekilde ortaya koydu.

    Liyakat, Devlet Tecrübesi ve Milli Vizyonun Adresi

    Zafer Partisi, kurulduğu günden bu yana devlet yönetiminde liyakati, hukukun üstünlüğünü, üretim odaklı kalkınmayı ve Atatürk Cumhuriyeti'nin temel değerlerini önceleyen kadrolarıyla dikkat çekiyor. Akademisyenlerden emekli bürokratlara, güvenlik uzmanlarından ekonomistlere kadar farklı alanlarda deneyim sahibi isimleri bünyesinde bulunduran parti, Türkiye'nin kronik sorunlarına bilimsel ve planlı çözümler üretmeyi hedefliyor.

    Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu ekonomik sıkıntılar, düzensiz göç, güvenlik tehditleri ve dış politika sorunları karşısında Zafer Partisi, hazırladığı kapsamlı politika raporları ve çözüm önerileriyle kamuoyunda alternatif yönetim anlayışı ortaya koymaya devam ediyor. Parti yönetimi, üretim ekonomisi, planlı kalkınma, adalet, şeffaf yönetim ve milli güvenlik eksenli politikalarıyla Türkiye'nin geleceğine yönelik yeni bir perspektif sunmayı amaçlıyor.

    Ümit Özdağ'ın Siyasi Çizgisi

    Prof. Dr. Ümit Özdağ, uzun yıllardır akademik çalışmaları, güvenlik politikaları üzerine yaptığı araştırmalar ve kamuoyundaki çıkışlarıyla tanınan bir siyasetçi olarak öne çıkıyor. Basın toplantısında da konuşmasını ayrıntılı veriler, tarihsel örnekler ve politika önerileri üzerine kurarak farklı başlıklardaki görüşlerini kamuoyuyla paylaştı. Özdağ, konuşması boyunca partisinin çözüm önerilerini ve siyasi yaklaşımını ayrıntılı biçimde anlattı.

    Vedat Yenerer İçin Duygusal Veda

    Konuşmasının başında kısa süre önce hayatını kaybeden gazeteci Vedat Yenerer'i anan Özdağ, uzun yıllara dayanan dostluklarını anlatarak Yenerer'in savaş muhabirliği, Türk dünyasına yönelik çalışmaları ve Ergenekon sürecinde yaşadıklarına değindi. Merhuma Allah'tan rahmet dileyen Özdağ, Yenerer'in Türk basınında önemli bir iz bıraktığını ifade etti.

    Atatürk'ün Kızları"na Tebrik

    Basın toplantısında, Milletler Ligi'nde elde edilen şampiyonluk dolayısıyla A Milli Kadın Voleybol Takımı'nı da kutlayan Özdağ, sporcuların yalnızca başarılarıyla değil, duruşlarıyla da genç nesillere örnek olduklarını söyledi ve başarılarının devamını diledi.

    Ekonomi Gündemin İlk Sırasındaydı

    Basın toplantısının önemli bölümünü ekonomiye ayıran Özdağ, yüksek enflasyon, hayat pahalılığı, gelir dağılımındaki bozulma, işsizlik ve yoksulluk konularında eleştirilerde bulundu. TÜİK'in açıkladığı ekonomik verilerin vatandaşın günlük hayatındaki tabloyla örtüşmediğini savunan Özdağ, açlık sınırı, yoksulluk sınırı ve asgari ücret arasındaki farklara dikkat çekerek gelir dağılımında adaletin sağlanması gerektiğini ifade etti. Ayrıca üretime dayalı kalkınma modeli, planlı ekonomi ve Devlet Planlama Teşkilatı'nın yeniden kurulmasına yönelik önerilerini dile getirdi.

    Türkiye Kritik Bir Yol Ayrımında

    Ümit Özdağ, "Teröre Taviz Değil, Hukuk ve Devlet Otoritesi Esas Alınmalıdır"

    Basın toplantısında en dikkat çeken bölümlerden biri, kamuoyunda "Terörsüz Türkiye" olarak tartışılan sürece ilişkin değerlendirmeler oldu. Ümit Özdağ, yaklaşık iki yıldır devam eden sürecin başlangıçta kamuoyuna anlatıldığı şekilde ilerlemediğini savunarak, PKK'nın silah bırakması ve örgütün tamamen tasfiye edilmesi yönündeki beklentilerin gerçekleşmediğini ifade etti. Özdağ, Türkiye'nin terörle mücadelesinde devlet otoritesinin ve hukukun üstünlüğünün esas alınması gerektiğini vurguladı.

    Konuşmasında, kamuoyuna yansıyan düzenleme iddialarına değinen Özdağ, şehit aileleri ve gazilerin hassasiyetlerinin dikkate alınmasının önemine işaret ederek, bu süreçte toplumun tüm kesimlerinin açık şekilde bilgilendirilmesi gerektiğini söyledi. Terörle mücadelede verilecek her kararın, milli birlik ve toplumsal vicdan açısından büyük önem taşıdığını dile getirdi.

    Gazilerin Sesi Basın Toplantısında Türkiye'ye Duyuruldu

    Basın toplantısının en duygusal anlarından biri, Er Şehit Aileleri ve Gaziler Platformu temsilcilerinin yaptığı açıklamalar oldu. Günlerdir Ankara Güvenpark'ta sürdürdükleri eylemi anlatan gaziler, taleplerinin ekonomik değil, eşit statü, adalet ve onurlu muamele olduğunu ifade etti.

    Gaziler, aynı üniformayı giyerek aynı cephede yaralanmalarına rağmen farklı statülerde değerlendirilmelerinin büyük bir adaletsizlik oluşturduğunu belirtti. Sağlık hizmetleri, protez kullanımı ve sosyal haklar konusunda yaşadıkları farklılıkları örneklerle anlatan temsilciler, devletin tüm gazilere eşit yaklaşması gerektiğini vurguladı.

    Özdağ ise gazilerin taleplerinin yalnızca bir hak arayışı değil, aynı zamanda devlet-vatandaş ilişkisinin temelini ilgilendiren bir mesele olduğunu belirterek, şehit aileleri ve gazilerin toplumun en saygın kesimleri arasında yer aldığını ifade etti.

    Sığınmacı Politikası Yeniden Gündemde

    Basın toplantısında geniş yer ayrılan bir diğer konu ise Suriyeli sığınmacılar oldu.

    Ümit Özdağ, Zafer Partisi'nin kuruluşundan bu yana düzensiz göç ve geçici koruma politikalarına ilişkin uyarılarda bulunduğunu hatırlatarak, sığınmacı politikasının ekonomik, sosyal ve demografik etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasında Türkiye'nin bu konuda uzun vadeli ve sürdürülebilir bir stratejiye ihtiyaç duyduğunu ifade etti.

    Özdağ, çeşitli ülkelerin Suriyelilerin geri dönüşüne yönelik uygulamalarını örnek göstererek Türkiye'nin de bu konuda uluslararası gelişmeleri yakından takip etmesi gerektiğini söyledi. Açıklamalarında göç yönetiminin devlet politikası çerçevesinde ele alınmasının önemini vurguladı.

    Kıbrıs Konusunda Sert Mesajlar

    Doğu Akdeniz ve Kıbrıs başlığına da değinen Özdağ, Birleşmiş Milletler öncülüğünde gündeme gelen bazı girişimlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    Konuşmasında, KKTC'nin statüsü, Türkiye'nin garantörlüğü ve Mavi Vatan yaklaşımının Türkiye açısından stratejik önem taşıdığını belirten Özdağ, iki devletli çözüm modelini savunduklarını ifade etti. Kıbrıs'ta Türkiye'nin güvenlik ve egemenlik haklarının korunmasının milli politika olması gerektiğini dile getirdi.

    Geniş Milli İttifak Çağrısı

    Basın toplantısının son bölümünde Zafer Partisi'nin siyasi hedeflerine değinen Özdağ, Türkiye'nin hem içeriden hem dışarıdan çeşitli güvenlik ve jeopolitik meydan okumalarla karşı karşıya olduğunu belirterek, bu süreçte milli birlik anlayışının önemine dikkat çekti.

    Partiye katılımların belirli ilkeler doğrultusunda gerçekleştiğini ifade eden Özdağ, ortak paydanın Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter yapısı, Atatürk ilkeleri, hukukun üstünlüğü ve milli egemenlik olduğunu söyledi. Tarihten örnekler vererek Milli Mücadele dönemindeki birlik ruhuna atıfta bulundu.

    Türkiye'nin Geleceği İçin Milli Dayanışma Mesajı

    Konuşmasını Türkiye'nin içinde bulunduğu uluslararası gelişmelere ilişkin değerlendirmelerle tamamlayan Ümit Özdağ, dünyada yaşanan jeopolitik gerilimlerin Türkiye'yi de yakından etkilediğini belirtti. Türkiye'nin milli devlet yapısının korunmasının önemine vurgu yapan Özdağ, tüm vatandaşları demokratik siyaset içerisinde ülkenin geleceğine sahip çıkmaya davet etti. Zafer Partisi'nin, Atatürk Cumhuriyeti'nin temel niteliklerini koruma hedefiyle çalışmalarını sürdüreceğini ifade etti.

    Yaklaşık yarım saat süren basın toplantısında ekonomi, hayat pahalılığı, gelir dağılımı, terörle mücadele, gazilerin hakları, sığınmacı politikası, Kıbrıs, milli güvenlik ve Türkiye'nin geleceğine ilişkin siyasi vizyon başlıklarında kapsamlı değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Ümit Özdağ, Zafer Partisi'nin çözüm önerilerini kamuoyuyla paylaştı. Toplantı, hem içerdiği güncel değerlendirmeler hem de Türkiye'nin temel meselelerine ilişkin ortaya koyduğu politika çerçevesiyle siyasi gündemin dikkat çeken açıklamaları arasında yer aldı.

    yilmazparlar@yahoo.com

    Ümit Özdağ'dan Türkiye'nin Geleceğiyle ilgili Mesajlar


    Zafer Party Shares Its Vision and Policy Solutions with the Public

    Zafer Party's Economic Focus on Türkiye Agenda

    Özdağ dedicated a significant portion of the press conference to the economy, sharing the Victory Party's proposed solutions to high inflation, high cost of living, worsening income distribution, unemployment, and poverty with the public.

    Ümit Özdağ, Delivers Key Assessments on the Economy, Terrorism, Refugees, and Cyprus

    Prof. Dr. Ümit Özdağ, Chairman of the Zafer (Victory) Party, delivered a comprehensive assessment of critical issues shaping Türkiye's domestic and foreign policy, presenting notable remarks on the economy, national security, counterterrorism, refugee policy, and Cyprus.

    During the press conference, Özdağ evaluated current developments while presenting his party's policy proposals, outlining in detail his vision for Türkiye's future.

    The Address of Merit, State Experience, and National Vision

    Since its establishment, the Zafer Party has attracted attention with its commitment to meritocracy, the rule of law, production-oriented economic development, and the fundamental values of the Republic of Türkiye founded by Mustafa Kemal Atatürk. Bringing together academics, retired senior bureaucrats, security experts, economists, and professionals from various fields, the party aims to produce scientific and well-planned solutions to Türkiye's long-standing challenges.

    Facing economic hardship, irregular migration, security threats, and foreign policy challenges, the Zafer Party continues to present an alternative governing vision through comprehensive policy reports and solution-oriented programs. The party advocates a model based on productive industry, planned development, justice, transparent governance, and national security, offering what it describes as a new perspective for Türkiye's future.

    Ümit Özdağ's Political Vision

    Prof. Dr. Ümit Özdağ is widely recognized for his academic work, extensive research on security policies, and long-standing presence in Turkish politics. Throughout the press conference, he supported his arguments with detailed data, historical references, and policy proposals while explaining his party's political approach and solutions across a broad range of issues.

    A Heartfelt Tribute to Vedat Yenerer

    At the beginning of his speech, Özdağ paid tribute to veteran journalist Vedat Yenerer, who recently passed away. Recalling their long friendship, he highlighted Yenerer's work as a war correspondent, his contributions to the Turkic world, and the hardships he endured during the Ergenekon trials. Özdağ expressed his condolences and emphasized that Yenerer left a lasting legacy in Turkish journalism.

    Congratulations to "Atatürk's Daughters"

    Özdağ also congratulated the Turkish Women's National Volleyball Team on winning the FIVB Volleyball Nations League, praising not only their athletic success but also their discipline, dignity, and exemplary character, describing them as role models for younger generations.

    The Economy Took Center Stage

    A significant portion of the press conference focused on Türkiye's economy. Özdağ criticized high inflation, the rising cost of living, income inequality, unemployment, and poverty. He argued that official economic statistics do not reflect the realities faced by ordinary citizens and stressed the widening gap between the minimum wage, the poverty threshold, and the hunger line.

    He also proposed a production-based economic model, a planned economy, and the re-establishment of the State Planning Organization, arguing that these reforms are essential for sustainable economic growth.

    Türkiye Is at a Critical Crossroads

    Ümit Özdağ, "There Should Be No Concessions to Terrorism; the Rule of Law and State Authority Must Prevail."

    One of the most notable sections of the press conference focused on the process publicly discussed as "Terror-Free Türkiye." Özdağ argued that the developments had not progressed as originally presented to the public and stated that expectations regarding the PKK's disarmament and complete dissolution had not been fulfilled.

    He emphasized that Türkiye's fight against terrorism must be based on state authority, the rule of law, and the protection of national unity.

    Referring to reports about possible legal arrangements, Özdağ underlined the importance of considering the sensitivities of martyrs' families and veterans, stressing that society should be fully informed about every decision taken during such a critical process.

    Veterans' Voices Heard Across Türkiye

    One of the most emotional moments of the press conference came when representatives of the Platform of Martyrs' Families and Veterans addressed the media.

    The veterans explained that their long-running demonstration in Ankara's Güvenpark was not about financial demands but about equal legal status, justice, and dignified treatment.

    They argued that soldiers wounded under the same conditions should not be treated differently according to military rank and highlighted disparities in healthcare, prosthetic services, and social rights.

    Özdağ stated that veterans' demands represent not merely individual rights but a matter concerning the relationship between the state and its citizens, emphasizing that veterans and martyrs' families deserve the highest respect within society.

    Refugee Policy Returns to the Forefront

    Another major topic discussed during the press conference was the issue of Syrian refugees.

    Özdağ recalled that since the founding of the Zafer Party, it had consistently warned about irregular migration and temporary protection policies. He argued that refugee policies have significant economic, social, and demographic consequences and called for a comprehensive long-term national strategy.

    Pointing to practices adopted by several countries regarding the return of Syrian refugees, Özdağ said Türkiye should closely monitor international developments and address migration through a coherent state policy.

    Strong Statements on Cyprus

    Addressing developments in the Eastern Mediterranean and Cyprus, Özdağ commented on recent initiatives under the auspices of the United Nations.

    He emphasized the strategic importance of the Turkish Republic of Northern Cyprus (TRNC), Türkiye's guarantor status, and the Blue Homeland (Mavi Vatan) doctrine. Özdağ reiterated his support for a two-state solution, arguing that protecting Türkiye's sovereign rights and security interests in Cyprus should remain a national priority.

    Call for a Broad National Alliance

    In the final part of his speech, Özdağ discussed the Zafer Party's political objectives, stating that Türkiye faces serious geopolitical and security challenges both domestically and internationally.

    He emphasized that individuals joining the party share common principles, including the protection of Türkiye's unitary state structure, Atatürk's principles, the rule of law, and national sovereignty. Drawing lessons from Türkiye's War of Independence, he highlighted the importance of national unity during challenging times.

    A Message of National Solidarity for Türkiye's Future

    Concluding his speech, Özdağ addressed ongoing international developments, warning that global geopolitical tensions increasingly affect Türkiye.

    He stressed the importance of preserving Türkiye's national state structure and called on all citizens to participate in democratic politics to safeguard the country's future. He reaffirmed that the Zafer Party would continue working to uphold the founding principles of the Republic established by Mustafa Kemal Atatürk.

    During the approximately thirty-minute press conference, Prof. Dr. Ümit Özdağ presented comprehensive assessments covering the economy, the cost of living, income distribution, counterterrorism, veterans' rights, refugee policy, Cyprus, national security, and his political vision for Türkiye's future. He also introduced the Zafer Party's policy proposals, making the event one of the noteworthy political briefings on Türkiye's current agenda.

    yilmazparlar@yahoo.com

    3 Şubat 2026 Salı

    Zafer Partisi’ne Yıpratma Operasyonu Çöktü-Yılmaz Parlar

      

  • Siyaset Ekonomi Turizm Bilişim Moda Sinema 
  • Otomotiv Sağlık Emlak Güncel Kültür & Sanat
  • Zafer Partisi'nden Etik Siyaset Dersi

    Zafer Partisi Artık Kilit Bir Partidir- Bu Tip Saldırılar Artacaktır Yıpratma Operasyonu Çöktü

    Zafer Partisi’ne Kurulan Tuzak Boşa Düştü

     Özdağ'ın Liderliğinde Kurumsal Disiplin Öne Çıktı

    Ümit Özdağ'ın Ölçülü ve İlke Odaklı Tavrı Siyasete Nefes Aldırdı

    Zafer Partisi, parti içindeki son gelişmelere ilişkin duyurduğu resmî açıklamayla hem siyasette kurumsal disiplinin hem de etik yönetim anlayışının örnek bir uygulamasını sergiledi.

    Genel Başkan Prof. Dr. Ümit Özdağ'ın kararlı, şeffaf ve ilkeli duruşu, Türk siyasi tarihinde ender görülen bir liderlik örneği olarak yorumlandı.

    Zafer Partisi Artık “Hedefte Olan” Bir Kilit Partidir

    Yaşanan olay, partinin artık Türkiye siyasetinde belirleyici bir konuma geldiğinin açık göstergesidir. Yükselen her siyasi hareket, özellikle de toplumda karşılık bulan milliyetçi-muhafazakâr bir çizgi, benzer operasyonlara maruz kalır.

     “Partinin yolu açıldıkça, yıpratma girişimleri artacak; içeriden ve dışarıdan farklı yöntemlerle denemeler yapılacaktır.”

    Ancak, Parti bünyesinde; Güçlü bir etik kurulu, Teşkilatlar için net bir davranış çerçevesi, İtibar yönetimi ve kriz kontrol protokolü, Parti içi görev tanımları keskin sınırlarla belirlendiği muhakkakdır.

     Bundan sonraki süreçte de benzer girişimler etkisiz kalacağı aşikardır.

    "Kişilere Değil, Kurallara Bağlı" Yönetim Anlayışı

    Parti yönetimi, ilgili görev değişikliğini duyururken süreci hiçbir şekilde kişisel tartışmalara indirgemeden, tamamen kurumsal çerçevede ele aldı.

    Bu yaklaşım, siyasette sık rastlanmayan bir olgunluk ve ciddiyet örneği olarak öne çıktı. Özdağ'ın hiçbir spekülasyona girmeden, hiçbir kişiyi hedef almadan, yalnızca parti ilkeleri ve etik standartlar temelinde hareket etmesi, kamuoyundaki "temiz siyaset" arayışına cevap verdi.

    Sosyal Medyada Etik İhlal Uyarısı ve Önemi

    Parti içi düzenlemeyle ilgili süreçte, Hasan Öztürk'ün sosyal medya paylaşımlarının incelenmesi ve etik açıdan uygun bulunmayan davranışların tespit edilmesi, Zafer Partisi'nin bu konudaki titizliğini gösterdi.

    Bu inceleme, partinin "gölge şüpheye dahi izin vermeyen" disiplin anlayışının bir parçası olarak kayda geçti. Konunun önemi, siyasette güven ve şeffaflığın her davranışta aranması gerektiği gerçeğini bir kez daha ortaya koydu.

    Görevden alma kararı duygusal değil, etik ve disiplin gerekçelerine dayandırıldığı için hem hukuken hem kamu vicdanında güçlü bir zemine oturmuştur. Nesneldir, İlkeli ve tutarlıdır. Taraf olmayıp hakemlik görüşüyle alınmıştır.  

    Bu tavır, kin gütmeyen, rövanş aramayan, siyasi kavgaya dönüştürmeyen, Parti disiplininden taviz vermeyen bir liderlik tarzının dışa yansımasıdır.

    Güçlü liderlik ve Parti disiplinine verilen önemin göstergesidir.

    Bu yüzden mesele, aslında bir kişisel sorun değil; partinin geldiği güçlü konuma yapılan taktik saldırı olarak değerlendirilmelidir.

    Zafer Partisi Artık Kilit Bir Partidir

    Bu Tip Saldırılar Artacaktır

    Partinin hızlı yükselişi ve sahadaki etkisi, bazı çevrelerin paniklemesine ve yıpratma girişimlerine yönelmesine sebep olacaktır.

    Bu durum, aslında Zafer Partisi’nin geldiği stratejik konumun bir göstergesidir.

    Bu tür operasyonlara karşı Partinin kurumsal bağışıklık sistemi güçlüdür. Bu tip saldırılara karşı dayanıklılık testini başarıyla geçtiğini göstermesidir.

    Türk siyasi tarihinde benzer örnekler çoktur. Ne zaman bir parti hızla yükselse, çeşitli aktörler aynı yöntemlere başvurmuşlardır. Şahıs üzerinden saldırı, İftirayla algı operasyonları, Parti içinden bir kişiyi kullanma denemeleri, Sosyal medya manipülasyonları…

    Bugün yaşananlar da; Partinin yükseliş hızından rahatsız olan odakların, Güçlü liderliğin etrafındaki bağı kırmak isteyen çevrelerin, Siyasi ağırlığı dağıtmayı hedefleyen girişimlerin çok daha artacağının işaretidir

    Analistler ve Kamuoyundan Övgü Yağdı

    Siyasi analistler, Özdağ'ın tutumunu "Türkiye'de uzun süredir özlenen devlet terbiyesi ve siyasi ahlakın somut temsili" olarak nitelendirirken, sosyal medya kullanıcıları ve yorumcular da bu kararlı tavrı "kurumsal olgunluk" olarak değerlendirdi.

    Özdağ'ın dürüstlük, şeffaflık, toplumsal sorumluluk bilinci ve lidere yakışır kararlılığı en çok vurgulanan özellikleri oldu.

    “Temiz Siyaset” Çizgisinin Mimarı

    Ümit Özdağ’ın kriz anlarını sakin, ölçülü ve devlet ciddiyetiyle yönetmesi; birçok uzman tarafından “liderlik vasfının doğal sonucu” olarak değerlendirildi.

    Bir siyaset bilimci, Özdağ’ın tutumunu şu sözlerle özetledi:

    “Türkiye’de siyasetin sertleştiği, üslubun bozulduğu bir dönemde; Ümit Özdağ’ın vakur, ahlakî ve kurumsal duruşu topluma nefes aldırmıştır. Siyasette asıl güç, gürültülü çıkışlarda değil, prensiplere sadık kalmaktır.”

    Siyasette Kalite ve Ciddiyet Arayanların Adresi

    Zafer Partisi’nin açıklaması ve Ümit Özdağ’ın tavrı, Türkiye’de siyaset standartlarının yükselmesi adına önemli bir örnek teşkil ediyor.

    Zafer Partisi'nin bu kararı ve Ümit Özdağ'ın liderlik tavrı, Türkiye'de siyaset standartlarının yükselmesi adına önemli bir örnek teşkil ediyor.

    Verilen mesaj net, Bu karar, hem parti içinde hem kamuoyunda: "Zafer Partisi'nde makamlar kişilere göre değil; ilkeler, etik normlar ve kurumsal disiplin doğrultusunda yürütülür."

    Lider Partiyi Bu Tür Sarsıntılardan Güçlenerek Çıkarıyor

    Bu yaklaşım, gelecek süreçte hem seçmen nezdinde hem parti teşkilatları arasında güven artırıcı bir etki yaratacaktır.

    Yıpratma girişimleri, partinin artık geri dönülmez biçimde ülke siyasetinin merkezinde olduğunu göstermektedir.

    Bu süreçten; Türk milletine karşı yürütülen  büyük ve temiz mücadelede başarılar katlanarak artacağına olan halk inancı en yüksek seviyededir.

    Parti içi disiplin, siyasal kurumsallığın omurgasıdır.

    Demokratik geleneğin en temel ilkesi; görev, yetki ve sorumluluk üçlüsünün şeffaf, denetlenebilir ve etik kurallar çerçevesinde işletilmesidir.

    Bu bağlamda, Zafer Partisi yönetim organlarının yakın dönemde ortaya çıkan meseleye dair aldığı karar, yalnızca bireysel davranışlara verilen bir yanıt değil; kurumsallığın ve hukuki meşruiyetin korunmasına yönelik zorunlu bir işlemdir.

    Duayen hukukçuların da altını çizdiği gibi, politik yapılarda görev bireye değil, makama aittir.

    Makamın itibarı ise kişisel beyanlar veya keyfi tasarruflarla değil, partinin etik kodları, iç tüzüğü ve siyasi ahlak normlarıyla güvence altına alınır.

    Bu çerçevede gerçekleştirilen görevden alma tasarrufu, siyasetin kişiselleştirilmesine değil, kuralların üstünlüğüne dayanmaktadır.

    Kamuoyuna yansıyan iddialar; partinin kurumsal kültürüyle bağdaşmayan, toplumsal hassasiyetleri zorlayan ve siyasal etikle çelişme ihtimali bulunan söylem ve davranışlara ilişkindir.

    Bu iddiaların mahiyeti, bir hukuk devletinde olması gerektiği üzere, yargısal makamların takdirindedir. Ancak, yargının hükmü beklenmeksizin alınan idari tedbir, parti yönetiminin ‘şüphe gölgesinin dahi kurumsal yapıya sirayet etmesine izin vermeme’ yönündeki hassasiyetinin göstergesidir.

    Bu süreçte özellikle vurgulanması gereken nokta şudur:
    Zafer Partisi’nin aldığı karar, şahıslar üzerinden yürüyen bir polemik değil, ilke ve değerler üzerinden inşa edilen bir kurumsal temizlik hareketidir.

    Üslupta sakin ve olgun, Yaklaşımda hukuki ve kurumsalGündem yönetiminde ise stratejik bir çizgi izlenmiştir.

    Siyaset bilimi literatürüne göre, kurumların gücü; krizleri ne kadar gürültü çıkararak değil, ne kadar vakur biçimde yönettiğiyle ölçülür. Bu nedenle partinin aldığı tedbir, yalnızca bir disiplin işlemi değil, aynı zamanda siyasi etik açısından bir kamu güveni beyanı niteliği taşımaktadır.

    Zafer Partisi’nin disiplin kararının hem hukuki zemini sağlamdır hem de etik olarak gereklidir.

    Tartışmaların polemik zeminine çekilmesine izin verilmeden, konu kurumsal sorumluluk çerçevesinde ele alınmış ve parti geleceğinin daha güçlü bir zemine taşınması için gerekli olan ‘siyasal hijyen’ sağlanmıştır.

    yilmazparlar@yahoo.com

    5 Ocak 2026 Pazartesi

    Zafer Partisi 2026’ya İstanbul’dan Başladı -Yılmaz Parlar

      

  • Siyaset Ekonomi Turizm Bilişim Moda Sinema 
  • Otomotiv Sağlık Emlak Güncel Kültür & Sanat
  • İstanbul’dan Dünyaya Mesaj

    Zafer Partisi 2026’ya İstanbul’dan Başladı Siyasetin Kalbi Yeniden Atıyor

    Türkiye’nin kaderini belirleyen şehirde başlatılan bu hamle, yalnızca bir parti programı değil; İstanbul’un stratejik siyaset merkezi rolünün altını çizen güçlü bir siyasi mesaj olarak kayda geçti.

    Bu açıklamalar, Ümit Özdağ’ın yalnızca iç politikada değil, küresel gelişmelerde de pozisyon alan, halkın ekonomik sorunlarını merkeze koyan, İstanbul’u stratejik bir siyaset üssü olarak gören çok yönlü bir lider profili çizdiğini gösteriyor.

    Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Üsküdar İlçe Başkanlığı açılışının ardından yaptığı açıklamada, partinin 2026 çalışma yılını İstanbul’dan başlattığını ilan etti.

    Özdağ, Genel Merkez kadrolarının önümüzdeki bir ay boyunca 39 ilçeyi kapsayan yoğun bir saha çalışması yürüteceğini belirtti.

    İstanbul’da Yapılan Siyaset, Türkiye’yi Şekillendirir

    10 milyona yaklaşan seçmen gücü ve tüm Türkiye’ye etki eden temsil kapasitesiyle İstanbul, Türkiye siyasetinin ana eksenini oluşturuyor.
    Özdağ, İstanbul’un yalnızca ekonomik değil; sosyal, kültürel ve siyasi olarak da ülkenin yönünü tayin ettiğini vurguladı. “İstanbul’da siyaset yapmak, Türkiye’nin geleceğine yön vermektir” diyen Özdağ, Zafer Partisi’nin bu nedenle İstanbul çalışmalarına özel önem verdiğini ifade etti.

    Halkın Gerçeğiyle Yüzleşen Lider

     Emeklinin Yanında Net TavırMaaş zamlarıyla derinleşen geçim krizi, siyasi tartışmaların değil, doğrudan halkın hayatının merkezinde yer alıyor.
    SGK ve BAĞ-KUR emeklilerine yapılan yüzde 12,19’luk, memur emeklilerine verilen yüzde 18,61’lik zammı sert sözlerle eleştiren Özdağ, ortaya çıkan tablonun “sefaletin dokuzuncu yılı” olduğunu söyledi.

    Büyükşehirlerde emeklilerin geceleri kamu binalarına sığınmak zorunda kalmasını “utanç verici” olarak nitelendirdi.

    Özdağ, “Bu maaşlar insanca yaşamaya yetmez. Emekli, dul ve yetim bunu hak etmiyor” diyerek, halkın yaşadığı gerçekliğin yanında duran lider profili sergiledi.

    Dünya Gündemiyle Uyumlu Sert Çıkış

    Maduro Olayı ve Orta Çağ Benzetmesi

    Uluslararası hukukun çöküşüne işaret eden gelişmeler, Özdağ’ın gündeminde önemli bir yer tuttu.
    ABD Başkanı Trump’ın Venezuela Cumhurbaşkanı Nicolas Maduro’ya yönelik tutumunu değerlendiren Özdağ, dünya basınında yer alan yorumlarla örtüşen bir çizgi izledi.

    Özdağ, bu süreci “modern devletler sisteminin tasfiyesi” olarak nitelendirerek, 1648 Westfalya düzeninin fiilen yok sayıldığını ifade etti.

    Maduro’nun dünya basını önünde teşhir edilmesini sert biçimde eleştiren Özdağ, bunun Orta Çağ uygulamalarını hatırlattığını söyledi. Bu çıkış, Özdağ’ın küresel gelişmeleri yakından izleyen, dünya görüşü olan bir lider profili çizdiğini ortaya koydu.

    Hukuk Aykırılığa Alkış Tutup Hukuktan Bahsedemezsiniz

    Avrupa Birliği’nin çifte standardı, Özdağ’ın eleştirilerinin hedefindeydi.
    Maduro’nun yakalanmasını alkışlayan AB ülkelerinin, Grönland konusunda “hukuka aykırılık” vurgusu yapmasını trajikomik olarak değerlendiren Özdağ, Danimarka Başbakanı’na açık çağrıda bulundu.

    İran Uyarısı, Türkiye Sınırı İçin Hayati Tehlike

    Bölgesel krizlerin Türkiye’ye etkisi, Zafer Partisi’nin güvenlik perspektifinde kritik başlık olmaya devam ediyor.
    İran’daki toplumsal huzursuzluğun iç savaşa evrilmesi ihtimaline dikkat çeken Özdağ, milyonlarca Afgan sığınmacının Türkiye sınırına yönelme riskine karşı hükümeti uyardı. “3-4 metrelik duvarlar yeterli olmaz” diyen Özdağ, caydırıcı önlemlerin derhal artırılması gerektiğini vurguladı.

    PKK-YPG Gerçeği, Söylenenlerle Sahadaki Durum Aynı Değil

    Suriye’deki gelişmeler, Özdağ’a göre Türkiye aleyhine ilerliyor.
    YPG’nin taleplerinin açık olduğunu söyleyen Özdağ, örgütün silah bırakmaya niyeti olmadığını, üniter devlet yapısını reddettiğini belirtti. Cumhur İttifakı’nın kamuoyuna yaptığı açıklamalarla sahadaki gerçekler arasında ciddi bir çelişki olduğunu vurguladı.

    İstanbul’da Bir Ay, Halkla Yüz Yüze, Sorunlarla Birebir

    Uzun süre İstanbul’da sahaya inme kararı, klasik siyaset anlayışının dışına çıkan bir yaklaşım olarak dikkat çekiyor.
    Özdağ, pazar yerlerinden AVM’lere, STK’lardan kanaat önderlerine kadar geniş bir temas ağı kuracaklarını belirtti. İstanbul’un sorunlarını dinleyip çözüm önerilerini anlatacaklarını ifade etti.

    Tertemiz Türkiye Projesi, Suçun Sıklet Merkezi İstanbul

    Uyuşturucu, sanal kumar ve organize suçla mücadele, Zafer Partisi’nin temel iddialarından biri.
    Özdağ, İstanbul’un bu suç türlerinde en ağır yükü taşıdığına dikkat çekerek, mücadelenin merkezinin de İstanbul olması gerektiğini söyledi. Mevcut operasyonları yetersiz bulan Özdağ, “Baronlara dokunmayan mücadele başarı getirmez” dedi.

    yilmazparlar@yahoo.com

    9 Aralık 2024 Pazartesi

    Zafer Partisi 2. Olağan Kongresi-Yılmaz Parlar

      

  • Siyaset Ekonomi Turizm Bilişim Moda Sinema 
  • Otomotiv Sağlık Emlak Güncel Kültür & Sanat
  • Zafer Partisi 2. Olağan Kongresi,

    Türk Milletinin Umudu Yeniden Yeşeriyor

    Atatürk’ün İzinde Direniş ve Yeniden Doğuş

    Genel Başkan Prof. Dr. Ümit Özdağ, Zafer partisi 2. Olağan Büyük Kongresinde, oy kullanan 769 delegenin tamamının oyunu alarak yeniden genel başkan seçildi.

    Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, 2. Olağan Büyük Kongre’de yaptığı konuşmada Türk milletine umut aşılayan güçlü bir manifesto sundu. “Bu kongre, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinin çağdaş bir devamıdır,” diyen Özdağ, partinin misyonunu Amasya, Erzurum ve Sivas kongrelerine dayandırarak, Zafer Partisi’nin Atatürk’ün mirasına sahip çıktığını vurguladı.

     


    Türkiye’nin Ekonomik ve Sosyal Gerçekleri,

    Halk Açlıkla Mücadele Ediyor

    Özdağ, AKP hükümetinin ekonomik politikalarını sert bir dille eleştirerek, gelir adaletsizliği ve yolsuzluklara dikkat çekti:

    “2002’de emekli maaşı ile 8 çeyrek altın alınabiliyorken bugün yalnızca 2.5 çeyrek altın alınabiliyor.”

    “Halk açlıkla mücadele ederken, zengin bir azınlık servetini katlıyor.”

     


    Hükümetin politikalarını halkın sırtına yüklenen bir “soygun düzeni” olarak niteleyen Özdağ, Zafer Partisi’nin çözüm odaklı ekonomi programını açıkladı.

     
    Sessiz İstila ve Demografik Tehdit,

     Türkiye Elden Gidiyor

    Türkiye’nin sığınmacı ve kaçak nüfusla demografik bir tehdit altında olduğunu belirten Özdağ, ülkenin “sessiz bir istilayla” karşı karşıya olduğunu söyledi:

    “Uyuşturucu çeteleri gençlerimizi zehirliyor, Suriyeliler ve Afganlar sokaklarımızı dolduruyor.”
    Zafer Partisi’nin Anadolu Kalesi Projesi kapsamında bu sorunlara somut çözümler getireceğini ifade etti.

     


    Milli Birlik ve PKK ile Mücadele

    PKK ve destekçilerine karşı kararlı bir duruş sergileyen Özdağ, Zafer Partisi’nin Türk milletinin milli kimliğini koruyacağını belirtti:

    “Cumhuriyetimizin kurucu değerlerinden ödün vermeyeceğiz.”

    “PKK’nın siyasi uzantılarına karşı halkımızın birlik ruhu en büyük gücümüzdür.”
    Özdağ, terörle mücadelenin yalnızca güvenlik değil, ekonomik ve sosyal boyutlarıyla da ele alınacağını söyledi.

     


    Kadın Güvenliği ve Gençliğin Korunması

    Kadınların güvenliğinin sağlanması ve gençlerin uyuşturucu çetelerinden korunması için Zafer Partisi’nin atacağı adımları açıklayan Özdağ, şunları söyledi:

    “Kadınlarımız gece sokaklarda özgürce dolaşabilecek.”

    “Gençliğimizi yozlaşmadan koruyacak eğitim projeleri hayata geçecek.”

     
    AKP’nin İkiyüzlü Politikaları

    Özdağ, AKP’nin İsrail ile ticaret konusundaki çelişkilerine dikkat çekerek, Filistin davasını istismar ettiğini belirtti:

    “İsrail ile ticaret rekor kırıyor, Filistin için ise sadece laf üretiliyor.”
    Zafer Partisi’nin, bu çelişkileri belgelerle ortaya koyarak halkı bilgilendireceğini söyledi.

     


    Zafer Partisi’nin Hedefi: Türkiye’yi Yönetmek

    Konuşmasının sonunda Özdağ, Zafer Partisi’nin yalnızca bir muhalefet hareketi değil, Türkiye’yi yönetmeye aday bir halk hareketi olduğunu belirtti:

    “Biz Türk milletine zorluk, mücadele ve zafer vaat ediyoruz.”

    “Hedefimiz, adalet ve eşitlik temelinde güçlü bir Türkiye inşa etmektir.”

     
    Zafer Partisi’nin Mesajı: Halkın Yanındayız

    Zafer Partisi, halkın sorunlarını çözmek, sığınmacı krizine son vermek ve Türkiye’yi hak ettiği refaha ulaştırmak için kararlı adımlarla ilerliyor. Ümit Özdağ’ın kongrede verdiği mesaj, Türkiye’nin geleceğine umut oldu.

    Genel Başkan Prof. Dr. Ümit Özdağ, Zafer partisi 2. Olağan Büyük Kongre, oy kullanan 769 delegenin tamamının oyunu alarak yeniden genel başkan seçildi.

    Zafer Partisi Genel İdare Kurulu: Ahmed Baran Dural, Ahmet Atakan Ertuğ, Akın Gürkan, Ali Dinçer Çolak, Ali Midillili, Ali Özgür Kibritcioğlu, Ayhan Milci, Ayhan Seyfeli, Aykut Aydın, Ayşe Nur Alp, Azmi Karamahmutoğlu, Barbaros Bulutoğlu, Barbaros Serdar Erdoğan, Beno Levent Temizcan, Burak Aşıkoğlu, Cezmi Polat, Cihan Kolip, Cihat Çetinkaya, Dursun Atabek, Egemen Otan, Emin Gürses, Emre Met, Eray Ertürk, Eray Övgü Türker, Erçağ Metiner, Erdoğan Erhan, Erkat Yiğittürk, Eser Türkistanlı Saka, Esmaül Hüsna Aslan, Esra Selimoğlu Şengül, Fatih Aygün, Fatih Eryılmaz, Ferruh Özkan, Fikret Bayır, Firdevs Yüksel, Gencehan Tunay, Gökalp Üstün, Gökhan Ciner, Gökhan Şahin, Gürel Özusta, Habib Suiçmez, Hakkı Şafak Ses, Halil Akıncı, Hanna Akyüz, Harun Demirkaya, Haydar Çakmak, Hüseyin Bartu Soral, İbrahim Akman, İbrahim Kaan Erten, İsa Eliri, Jülide Sarıkaya Kurdoğlu, Kenan Kermen, Levent Sarıkaya, Lütfü Şahsuvaroğlu, Mahmut Kara, Mahmut Karaaslan, Mehmet Akif Cenkci, Mehmet Ali Şehirlioğlu, Mehmet Çağlar Özgür, Mehmet Şükrüoğlu, Mehmet Vedat Çakıroğlu, Muharrem Özçelik, Muhsine Bilge İmer, Murat Yalçın, Musa Ertuğan, Mustafa Erdinç Telatar, Mustafa Ersoy, Mustafa Koray Yücel, Mustafa Mesut Summak, Nihal Esin Gürsoy, Nihat Babaözü, Nüsret Cömert, Ömer Faruk Cihan, Özcan Pehlivanoğlu, Paşa Büyükkayaer, Semih Dikkatli, Sergen Gedik, Sevgül Tunçer, Sevil Sargın, Seyit Yücel, Suzan Küçüksaraç, Şeref Gül, Şevket Murat Apaydın, Şükrü Sina Gürel, Tansel Tokgöz, Tansu Küçük, Tuğba Demirbağ, Tuğrul Kihtir, Tunç Nazikoğlu, Uğur Batur, Uğur Tarhan, Umut Yanar, Ülkü Ayaydın, Ülkü Özkaya, Volkan Yurtman, Yavuz Mollasalioğlu, Yusuf Aksoy, Zafer Kıvrak, Zekeriya Mete.

    Zafer Partisi Merkez Disiplin Kurulu: Adem Kaya, Adil Köse, Altuğ Ömür Uçar, Arif Zeki Akat, Aycan Şap, Emre Kutkan, Erdinç Örencik, Eylül Başaran, Ferudun Yıldız, Güçlü Emre Özgür, İlhan Alpboğa, Mehmet Okan Özdemir, Mehmet Salih Karaçatlı, Mert Osman Sürmen, Murat Yıldız, Nezih İlter Karaman, Nilay Yaşır Becerik, Rıza Tahir Yel, Sedat Timur, Tevfik Alaftar, Ufuk Doğan, Yaşar Kökçe.

    yilmazparlar@yahoo.com

    23 Ağustos 2023 Çarşamba

    ATA PARTİ ALTIN İLKELER-Yılmaz Parlar

     

  • Siyaset Ekonomi Turizm Bilişim Moda Sinema 
  • Otomotiv Sağlık Emlak Güncel Kültür & Sanat
  • ATA PARTİ ALTIN İLKELER,

    ATA  Parti Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek'le ATA Parti Yeniden Türk Devrimi Tasarlaması (Programı) ilkeleri hakkında Sayın Başkanın İstanbul özel ofisinde söyleşi gerçekleştirdik. 



    Sayın Başkan'ın çok güzel ilkeleri var, iktidara geldikleri zaman Başkan'a ATA Parti'nin ilkeleri hakkında buna  yeni Çağdaş Türk devleti devrimi diyorsunuz, Bunlar hakkında biraz kısa bilgi verir misiniz? Sorumuza;

    ATA  Parti Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek,

    “ATA Parti ana amacı Atatürk'ün Türk devrimini

    Atatürk döneminde, Atatürk Türk devrimi derdi ve öyle denilirdi. Sonradan söz değiştirildi. Atatürk'ün Türk devrimini iyi anlayıp, özümseyip, çağa taşıyarak

    Yeniden, Türk devrimi yapmak üzere yola çıkan kişilerin kurduğu bir siyasi partidir. 

    Ben de o partinin öncüsüyüm. Evet. Ata Parti'nin amacı Atatürk'ten sonra başlayan karşı devrim sürecini bütün

    bütün yanlışlarımızı silmek bugünkü karşı devrime tam karşı bir devrim gerçekleştirerek yeniden Türk devrimi yaparak Türkiye'yi tarihinde olduğu gibi ve Atatürk döneminde olduğu gibi hızla yükseklere çıkarmak amacıyla kurulan bir siyasi partidir.” 

    Devrimleri ?

    “Ata Parti. Biz yeniden Türk'te devrimi derken beş devrimden söz ediyoruz.

    Bunlardan birisi devleti yeniden Türk devleti olarak kurmak. 

    Yani en güçlü erk kurultayda olacak. Türk devlet geleneği budur. 

    Evet Türk devlet geleneğinde kağnı kurultay seçer. Ve kağan da başbakanı ve bakanları seçer. 

    Atatürk de Türkiye'yi kurtarırken böyle başladı. Orduyla başlamadı. Kurultayla başladı Erzurum'da, Sivas'ta. 

    Sonra Ankara'da büyük kurultayı toplayarak adına da Türkiye Büyük Millet Meclisi denildi. Ve ordu bu meclisin yani kurultayın ordusuydu.

    Devlet başkanı da buranın başkanı. Yani Atatürk oldu. Sonra da bu kurultay sonra kamutay da denildi. 

    Türkiye Büyük Millet Meclisi Atatürk'ü ve sonrakileri başkan seçti. Doğrusu budur. Yani devlet başkanını seçti.

    Bunu geri getireceğiz. Parlamenter sisteme geri getireceğiz filan deniliyor. 

    Tabii ki bir manada bu ama çok daha derin bir anlamı var bizim söylediğimizin. Türk tarihin derinliklerinden başlatıyoruz olayı.

    Bunun dışında devlet bugünkü yanlışlardan kurtularak gerçekten çağdaş bir devlet olacak. Yasama, yürütme ve yargı ayrışacak. Yargı tam anlamıyla bağımsız olacak ama Yargı mensubu olmak için de çok derin araştırmalar ve deneyimlerden sonra gerçekleşecek bir durum olacak.”

    İkincisi? 

    “İkinci olarak söylediğimiz devrim, Yeniden çağdaş eğitim devrimi. Ne demek? Yani bir çağdaş devlet

    yurttaşlarına bir din dayatmaz. Çağdaş devlet yurttaşlarına din dayatırsa böyle inanacaksınız. Derse okullarda zorunlu din dersi olarak din budur. Buna inanın diye dayatırsa…Tarihin bize gösterdiği gerçeklik. Din çürür, devlet çöker.” 

    Aynen öyle.

    “Ya tarihte birçok devlet böyle çöküyor. Örnekleri çok

    Roma böyle çökmüştür, Osmanlı böyle çökmüştür, Memlüklü böyle, çökmüştür, Timurlu, Babürlü hep böyle çökmüştür. Evet. Hatta Uygurlar bile mali dinini devlet dini yaptıktan sonra çökmüşler. 

    Dolayısıyla çağdaş eğitimde bir din eğitimi olmaz. Olmayacak. Evet. Dil öğretimi için din dersi olabilir. Orada bütün dinler kısaca özet olarak anlatılır

    Eşit uzaklıkta kalarak anlatılır. Yoksa din budur denilmez. Bunun dışında peki ne denilir

    Yetişen öğrencilere bilim bilinci verecek. Bilim tarihi ve aydınlanma tarihi dersi konulacak. Koyacağız. Bununla ne yapacağız? Gençlerimizin gerçekten bilimlik bakış açısı kazanmaları hayatlara öyle bakmaları sağlanacak. 

    Dirliğe böyle bakmalarını sağlayacak ve bunların içinden gerçek üretici bilim adamları çıkacak. Yoksa din dersiyle yetişenlerden bilim adamı çıkmaz. Din adamı çıkar. 

    O ayrı bir kategoridir. Tabii. Ama devlet

    Devletin okullarında din dersi olmaz. Bilim olur. Evet, bilim dersi olur. Çağdaş eğitim dediğimizin özeti budur.”

    Üçüncü?  

    “Üçüncü devrim olarak diyoruz ki;

    Biz toplumcu kalkınma uygulayacağız. Yani demek? Devlet yeniden fabrikalar açacak. “Devlet fabrika açmaz. Devlet üretim yeri açmaz. Devlet ticarette siyah uğraşmaz” Safsatasını bırakacağız. Ve en önemlisi de ülkemizin her yerini devletin kurduğu fabrikalarla donatacağız. Evet. Ama özel sektörü de özendireceğiz ve destekleyeceğiz. Atatürk'ün yaptığı gibi...”

    Tabii karma ekonomi. 

    “Özel sektöre özendireceğiz, yönlendireceğiz, destekleyeceğiz. Ama devlet de fabrika yapacak. Güneydoğu'ya özel sektör fabrika yapmaz. Devlet Güneydoğu'nun her iline ve her ilçesine fabrika

    Fabrika yapacak. Onları da ordumuz koruyacak. 

    Çok önemli. Onları koruyacak. Ama bizim gençlerimiz Güneydoğulu gençlerimiz iş buldukları zaman

    Yani kız- erkek gençlerimiz, iş buldukları zaman orada çalıştıkları zaman evlerine maaş götürdükleri zaman akşam da evde buluşup çocuklarını da yuvalarından, fabrikaların yuvalarından alıp evlerinde onlarla uğraştıkları zaman terör örgütü işte o zaman kalkacak Işsiz genç kalkacak. 

    Terörü önlemenin yolu da budur. Tabii. Önce terör örgütüne kaptırıyorsunuz. Yurttaş çocuklarını sonra da öldürmekle övünüyorsunuz. Böyle saçmalık olur mu? “

    Aynen. 

    “Böyle devlet olur mu? Niye kaptırıyorsun kardeşim? Doğru dürüstünü halka doğru dürüst göster. Halka yönel. Halkla ilgilen. Halka sevgi duy, saygı duy, ama aynı zamanda da karınlarını doyur. 

    Karın doyar. Işsizliği önler. Bunun yolu, yöntemi de Atatürk'ün yaptığı gibi bütün ülkeyi fabrikalarla dona donatmak. Evet, pırıl pırıl yapacağız

    Aynı zamanda da çok sert söyleyeceğim. Bir devlette eğer yetenekli gençler, paraları olmadıkları için okuyamıyorlarsa okudukları zaman okulu bitirdikleri zaman da yetenekli gençlerimiz, eğer daha yükseğini okuma imkanına ulaşamıyorlarsa; ya da bir ülkede yurttaşlarımız, yurttaşlar paraları olmadıkları için ameliyat olamıyorlar ya da ilaç bulamıyorlar, ölüyorlarsa o ülkeyi yönetenler canidir. Katildir.”

    Doğrudur. 

    “Bu bilinçle bakacağız. Dolayısıyla ATA parti iktidarında eğitim parasız olacak.” 

    Parasız olacak. 

    “Sağlık parasız olacak. Devlet verecek. Hemen denilebilir ki devlet nereden bulacak? Yolsuzlukları önleyin

    Yolsuzluklar çok büyük bir bütçeden kanama meydana getiriyor. Çok büyük. Savurganlığı önleyin. Çok büyük kanama meydana getiriyor. Aynı zamanda da Türkiye'yi istila ettirdiğiniz yerleştirdiğiniz şu Suriyelilerden Türkiye'yi kurtarın. Sadece bununla siz bütün bunları yapacak finansal paraya, akçeye ulaşırsınız..

    Sadece bunlarla. Çok zor işler yok. Efendim ekonomi için şöyle uzmanlar böyle uzman. Hayır bu çok basittir bunlar. Ya çok da basit söylüyorum. Yolsuzluğu önleyin. Savurganlığı önleyin. Suriyeli saçmalığından Türkiye'yi kurtarın…

    Birdenbire elinizde bütün ülkeyi fabrikalarda donatacak kadar para oluşur. Türkiye'de kaynak var. Biz bunu yapacağız. Toplumcu kalkınma dediğimiz bu.”

    Diğer ilke? 

    “Evet. Başka? Tabii ki ayrıntısı var…

    Bunun dışında ayrıca ileri demokrasiyi getireceğiz. Türkiye artık ileri demokrasiyi hak eden bir ülkedir. Dolayısıyla, önce partiler de genel başkanlık diktatör yazısını ortadan kaldıracağız. 

    Siyasi partiler kanununu değiştireceğiz. Milletvekili ve belediye başkanı adaylarımızı partilerin üyeleri seçecek

    Ya insanlar çalışıyorsa, önce parti içi demokrasinin olması lazım. Şu hale bak. Yani bir kişi bir partiyi ele geçirince kendisini padişah ilan ediyor. Bir daha orayı bırakmıyor. Yahu kardeşim ne var yani…

    Bırak da başkaları gelsin. Şimdi denilebilir ki peki siz yapar mısınız? Ben yaparım demiyorum. Yaptım diyorum. Demokrat Parti Genel Başkanıyken baktım ki olmuyor. Yani partinin örgütüyle ve konumuyla benim

    Bu köktenci düşüncelerim uyuşmuyor. Ya partide buna göre ekmek olanağım yok. Onun üzerine bir yıl yaptım. Ve hem o bina koca binayı bir sürü imkanı bırakıp ayrıldım. Dedim ki buyurun. Kimi istiyorsanız seçin

    Ya ondan sonra da kendi bu köktenci düşüncelerime göre yeni parti kurmak için yıllardan beri uğraşıyorum. Ve bu düşüncedeki arkadaşlarla birlikte uğraşıyoruz.”

    Beşinci?

    “Peki beşinci Türkiye'yi bilgi çağına sokacağız. Evet. Çok önemli. Şunu çok açık söyleyeyim. 

    Türkiye'de siyasi yazılıma siyasi söyleme, bilgi çağına yatırım kişi benim. Yani o dönemleri yaşayan kişiler bilirler. Özal'a da anlatmaya çalıştım. Demirel'e anlattım. Tansu hanım  anlamadı. Yıldırım Bey anlamadı. Ama Anlattım.. Anlattım… Anlattım…

    Yani yazdığım kitaplar belli, yaptığım konuşmalar belli. Bilgi çağı diye dünyada büyük bir dönüşüm var. Evet. Şimdi aslında bence ilgi çağında aşan yeni bir çağ geliyor. Bilgi çağı içinden çıkan bir çağ o da yapay zeka çağı. Evet. Yani Türkiye'yi yönetenler Türkiye'yi yönetenler, başbakanlığa, bakan, başkanlığa istekli olanlar, ben Türkiye'ye yararlı olurum diyenler kitap okumalı…Atatürk böyle yapıyordu... Evet. Binlerce kitap okudu... Ben de okudum… Yirmiden fazla kitap yazdım. Ve hala okumayı sürdürüyorum. Dolayısıyla okuduklarımdan bildiğim bilgi çağı kavramı. Modern yönetim teknikleriyle devlete uygulayarak, yurttaşlarımıza bilgi çağı konusunda eğiterek Türkiye'yi bilgi çağına sokup bilgi çağının üreticisi olan.. Biz Tüketicisiyiz. Evet. Herkes cep telefonu falan kullanıyor. Şu önümüzdeki, teknik olanaklardan yararlanıyoruz. Ama bu değil. Üretici  olarak Türkiye'yi bilgi çağına sokacak devrimi yapacağız…”

    Sözleriyle Başkan tamamladı. ATA  Parti Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek 23 yaşından itibaren çeşitli ilçelerde Kaymakamlık, Gümrük Müşavirlik, Milletvekilliği yapmış, Kültür Bakanlığı, Devlet Bakanlığı ve Büyük Elçi ünvanı gibi makamlarda; unutulmaz başarılı hizmetler vermiş bir değerimiz..Aynı zamanda akademisyen olan Başkan Namık Kemal Zeybek’in çok sayıda kitapları var.

    yilmazparlar@yahoo.com